18 Nisan 2014 Cuma

Ters Düz - Yepyeni!

Hayatın yükü omuzlarındayken, yeniden ayağa kalkabilir misin?
Ece Duman daha hiçbir şey görmedi.
 
Bu arada siz de okumadığınız bölümleri okuyun, yeni bölümlere yabancı kalmayın!
 
Bitirene kadar roman okul / roman okul / roman okul / roman okul...
Yazdıklarım, içime ÇOK siniyor. Kaldığınız yerden Ters Düz olmaya hazır olun!
 
"Yeni bölümler nerede?" mesajları atanlar için, iştah kabartan yepyeni bir fragman. Hem de bu kez Kafa Dergi'de!
 

11 Mart 2014 Salı

Kafa ile devam! Ters Düz'e ise az kaldı!

Ters Düz'ün sıkı okurları yazıp duruyorlar.

"Burası artık neden güncellenmiyor?" diyorlar.

Oysa ayın otuz gününde de yazıp duruyorum!

Kafa'ya.

Ama ben artık burayı değil orayı güncelleyeceğimi söylemiş, durumu açıklamıştım. Ters Düz sezon finali oldu. Ben şimdilerde onun romanını yazıyorum. Üstelik öykü serilerimi sevenler için Kafa'da yeni bir seriye başladım...

Nafile.

Ters Düz meğer ne çok kişinin yüreğine dokunmuş.

Ama ben de boş durmuyorum. Ters Düz'ü büyük bir hevesle yazıp duruyorum.

Size de azıcık daha sabretmek düşüyor...

Son gelişmeleri Kafa'dan, facebook ve twitter adreslerimden de takip edebilirsiniz.

Bozbalık'tan sevgiler!


11 Şubat 2014 Salı

Yazım aşamasında!

Ece Duman'ın hayatının Bozbalık'a dönünce daha da zorlaşacağını kim tahmin edebilirdi ki? Bu köyü asla hafife almayın! Ters Düz, kaldığı yerden devam etmek ve sizlerle buluşmak için daha fazla sabredemeyecek galiba!

2 Şubat 2014 Pazar

Değerli yorumlarınız

Bu yazının baş tarafını merak edenler, tıklayın: "Kafa nereye biz oraya!"

Gülay Cansever: "Genç yaşına rağmen bu kadar iyi yazdığın için sonsuz tebrikler! Kelimeleri çok iyi kullanıyorsun! Duyguları yansıtma şeklin süper! Okumayanlar çok şanssız! Sabırsızlandığım halde bölümlerin devamını beklemek bile keyif veriyor!"

Alanay Yıldırım: "Çocukluğundan beri yazma konusundaki heyecanını yitirmediğinden de belli ki, geleceğin yazarlarından olacaksın... Ki bu konuda umut vadediyorsun!"

İlhan Uçer: "Müthiş, müthiş, müthiş... Hem hikaye hem fragman. Televizyon dizisi gibi. Hatta dizi olsa böyle heyecanlanmazdım. Her bölümü merakla bekliyoruz."

Mavi Anne: "Mert... Yaratıcı ve çalışkan... Diğer gençlere örnek olmalı... Hikayen ve fragmanları öyle harika ki, yeni bir dizi başlıyor sanki!"

Hayal Kahvem: "Vay canına sayın seyirciler! Oldukça yaratıcı işler... Çok iyi yazıyorsun ve çok emek veriyorsun! Okurlarını nefes tutarak bekletiyorsun! Şimdiden, geleceğin büyük yazarları arasında görmeye başladık!"


Nalan'ın Evi: "Muhteşem bir hikaye serisi... Sen iyi ve güzel dileklerin, övgülerin hepsini hak ediyorsun. Bir gün senin blog arkadaşın olmakla övüneceğim. Senden çok umutluyum! Torunlarımız da inşallah senin gibi olurlar!"

Siyah Kuğu: "Hikaye ve öykü konusunda senden öğreneceğimiz çok şey var."

Kitap Cumhuriyetim: "Hikayen çok ilginç ve çok güzel."
 

Kitap Sesleri: "Kalemine sağlık..."
 

Dalgaları Aşmak: "Yazma dileğiyle dolu bu güzel heyecanınız hiç kaybolmasın!"

Buket: "Yazma heyecanın muhteşem!"

Yeşil: "Çok heyecanlanıyoruz! Fena sürükleyecek!"

Duygu Seçer: "Etkileyici karakterler, çarpıcı bir hikaye."

Kübra Yartaşı: "Hikayeyi okumaya başladım ve tüm bölümleri peş peşe okudum: Başından kalkamadım! Kalemin çok kuvvetli!"

Lily: "Kesinlikle film gibi!"

Sevinç: "İdeallerin yolunda çok iyi ilerliyorsun... Video ve hikaye fikri süper! İnanıyorum ki ileride çok iyi yerlere geleceksin!"

Ahu: "Ne enteresan bir blog yapıyorsun... Çok beğendim!"

Anna: "I've just finished reading 'Ters Düz'! It was wonderful!"

11 Ocak 2014 Cumartesi

Köy halkı ara veriyor

Hem izlenebilen hem okunabilen bir hikaye serisi olarak (yani yeni bir format oluşturarak) yayımlamaya başladığım Ters Düz'deki çok sevdiğiniz karakterler, blogdaki maceralarına kısa bir süre için hiç beklenmedik bir ara veriyor –Bu, 14. bölüm için planladığım sezon finalinden bağımsız gerçekleşen bir durum. Ve ilerleyen satırlarda da göreceksiniz ki, sizlerle yeni bölümleri bir an önce buluşturmak için sabırsızlanan benim için bile bu hiç beklemediğim bir gelişme.

11. sınıfta yazdığım romanı kitaplaştırma işlemlerine başlamak üzereyken, her şeyi durdurup, Ters Düz'ün romanını yazmaya başlama kararı aldım. Aslında yalnızca internet ortamı için ürettiğim bir "tefrika roman" olan Ters Düz'ü çok beğendiniz ve bu da beni böyle bir karar almaya itti. Ters Düz'ü blogda 2 sezon olarak planladığım düşünülürse, sizleri epey uzun bir romanın beklediğini duyurabilirim. Orijinal hikayede bazı değişiklikler olacak tabii. Tam da hikayenin şahlandığı dönemde böyle bir karar almam bilmem ne kadar doğru oldu, üstelik yine 11. sınıfta yazdığım kitap üzerine yoğunlaşma ihtimalim de var. Ama bakalım, zaman ne gösterir. Ben klavye başındaki yerimi aldım ve sizleri (eğer olursa) Ters Düz'ün kitabıyla buluşturmak için sabırsızlanıyorum!

Bu arada yeni keşfedenler ve yeniden okumak isteyenler için Ters Düz, aktifliğini koruyacak. Tüm detayları Kafa'dan aktaracağım, bu süreçte daha çok oraya bakmanızı öneririm.

Not düşümü: Ece'ciler bana çok kızacak gibime geliyor. Ama azıcık sabredin ve benimle iletişimde kalmaya devam edin: Bozbalık'ın dönüşü muhteşem olacak!

5 Ocak 2014 Pazar

Yeni soru

Ters Düz'de:

Hikayenin çıkış noktasını mantıklı buluyor musunuz (Yani birinci bölümde Ece'nin Bozbalık'a dönmesine sebep olan olayı)?
En sevdiğiniz karakter ve nedeni?
En sevmediğiniz karakter ve nedeni?
Hikayede bir yeri olmadığını düşündüğünüz karakter?

31 Aralık 2013 Salı

2013 Ters Düz'ünü nasıl bilirdiniz?

2014'e girmemize çeyrek kala, 2013'le ilgili anıları da taze tutmak gerek. Peki siz Kafa Dergi’nin ve Ters Düz'ün iyi bir takipçisi olduğunuza emin misiniz? Testi çözerek rüştünüzü ispatlayın! Korkmayın, dört yanlış bir doğruyu götürmüyor... Tam tersine hediye kazanıyorsunuz! Hediye kazanma fırsatı için hemen testi çözün: http://kafadergi.blogspot.com/2013/12/2013-kafasini-nasil-bilirdiniz.html

İşte sorulardan bir tanesi: Ters Düz'de, günün birinde hiç tanımadığı üvey ablası Ece evlerine geldiğinde kendi yerini dolduracağından korkan ve ona düşman kesilen kardeş hangisi?
a) Melek
b) Bora
c) Mehmet
d) Nilgün

28 Aralık 2013 Cumartesi

Ters Düz - Bölüm # 10

9. Bölüm
8. Bölüm
7. Bölüm
6. Bölüm
5. Bölüm
4. Bölüm
3. Bölüm
2. Bölüm
1. Bölüm

Özet: Mehmet, yanında çalıştığı Hasan'ın tehditlerine dayanamayarak kahvedeki işinden ayrılır ve köy yolunda karşılaştığı Ece'ye Hasan'ın planlarından bahseder. Babasının evlerinin arsasını Hasan'a sattığını ve şimdi Hasan'ın evi yıktırıp yerine bir otel yaptırmak istediğini öğrenen Ece duyduklarıyla derin bir üzüntüye kapılır. Tam o sırada, on sekiz yıl sonra Hasan ile karşılaşan Ece bu öğrendiklerini bilmezden gelerek onunla hasret giderir. Ama içi içini kemirmektedir: Babası, Hasan'a gerçekten de evin arsasını satmış mıdır? Hasan'ın onları evden çıkarmak istediğini öğrenen çocuklar hem üzülür hem öfkelenir. Ece çocukların çaresiz kaldığını görünce, Hasan'a arsayı ondan almak için bir para teklifi sunar. Ama Hasan kabul etmez. Ece'nin zarfa koyduğu paraysa evde kalmıştır ve Nilgün'ün sevgilisi Murat o zarfı çalar. Çok sert bir şekilde tartışan Ece ve Hasan arasındaki amca-yeğen tarzındaki ilişki bitme noktasına gelir. Hasan arsayı satmayacağını, Ece ise çocukluk evini yıktırmayacağını söyler. Hasan, en son küçük bir kız çocuğu olarak hatırladığı Ece'nin kendi ayakları üstünde durabilen olgun bir kadın olarak köye dönmesiyle meydanın o kadar da boş olmadığını görmüş olur. Çocuklarsa büyük ümitlerle, Ece'nin getireceği müjdeyi beklemektedir.

Yıllar önce düşen kar tanesi çığ gibi büyüyünce ne olur?

O kadın geldiğinde mutfakta beş kişiye göre makarna pişiriyor, bir yandan da Funda Arar’ın radyoda çalan “Hafıza” şarkısına eşlik ediyordu. Çoğu zaman makarnayı dört kişilik hazırlardı, ama şimdi biricik Murat’ını da akşam yemeğine kalmaya ikna ettiğine göre sofraya bir tabak daha eklemeliydi. Hesaba katmadığı altıncı kişi ise yemek işleriyle kendisi ilgilense iyi ederdi. Nilgün’ün bir de onun için yeni bir düzen kurmaya hiç niyeti yoktu.
 
   Önce Ece’nin gelişine aldırış etmeyip makarnayı pişirmeyi sürdürmek geldi içinden. İki dakikaya hazır olurdu zaten. Ama kardeşlerinin, yapacağı açıklamayı duymak için Ece’nin etrafına toplandığını sezince o da ilgilenmiyormuş gibi görünmeyi bıraktı ve yemeğin altını kısıp iki adımda salon tarafına geçti.
   “Ne oldu?” diye hevesle sordu Mehmet. Sanki Ece’nin, Hasan’ı evi yıktırıp yerine bir otel yaptırma düşüncesinden vazgeçirdiğinden neredeyse emindi. “Arsayı sana satmayı kabul etti mi?”
   “Ne konuştunuz?” diye çarçabuk sordu Nilgün. Doğrudan yüzüne bakmasa da sorusunu Ece’ye yöneltmişti. Birinci ağızdan dinlemesi gereken çok önemli bir konu olduğu için, onunla muhatap olmama kararından geçici olarak vazgeçmişti. “Teklifin işe yaradı mı?”
   “Ne yani?” diye öylesine sordu Murat. Amacı sadece biraz eğlenmek olduğundan, herkesin aklını kurcalaması için şu huzursuz edici soruyu sordu: “Kadir Baba gerçekten de sizin arsanızı Kara Hasan’a sattı mı?” Sonra umutsuzluğa kapılmış haliyle iyice komik görünen Nilgün’e dönüp ekledi: “Hem de size bu konu hakkında hiçbir şey söylemeden?”
   Ece, Murat’a kızgın bir bakış fırlatıp ciddi bir ifadeyle “Özür dilerim,” diye sözüne giriş yaptı. “Belki de saatlerdir yerinizden kıpırdamadığınızdan fark edemediniz, ama, artık akşam oldu, hava karardı kararacak. Kurtlar inlerinden çıkmadan önce hemen evinize gitseniz iyi olur.”
   Murat arsız bir kahkaha attı. “Merak etmeyiniz, hanımefendi,” diye Ece’nin kibar hitap şekliyle dalga geçen bir ifadeyle konuştu. “Burada kurtlar kimi avlamaları gerektiklerini çok iyi bilirler. Onlardan bana bir zarar gelmez. Siz esas kendinize dikkat edin.”
   Nilgün her zamanki gibi biricik Murat’ını desteklercesine kıkırdadı, Bora ve Melek ise ses çıkarmadan konuşulanları dinliyordu. Bir an önce neler olup bittiğini öğrenmek isteyen Mehmet, “Murat, misafirliğini bilip sessizce oturuyorsan otur,” dedi. “Saçma sapan şakalar yapmayı da kes! Evet, Ece, seni dinliyoruz.”
   Çok kısa bir an için sessizlik oldu.
   “Üzgünüm çocuklar,” diye herkesin merak ettiği soruyu yanıtladı Ece, yüzü gölgelenerek. “Hasan Amca’ya arsayı bana satması için ne kadar istiyorsa vermeye hazır olduğumu söyledim, ama beni doğru dürüst dinlemedi bile.”
   “Kahretsin!” diye öfkeyle bağırdı Mehmet. “Bu adam delirdi mi? Böyle bir teklifi nasıl kabul etmez?”
   “Bilmiyorum,” dedi Ece, usulca. “Bakın, inanın bana bu evde en az sizin kadar benim de hatıralarım var. Annemden, babamdan, çocukluğumdan izler… Burayı Hasan Amca’ya kaptırmaya benim de gönlüm razı değil. Elimden ne geliyorsa yapacağım. Onunla tekrar konuşacağım.”
   “Öncelikle ona ikide bir amca demekten vazgeçer misin?” dedi Mehmet. “Sanki bize büyük iyilikleri dokunan biriymiş gibi anma şu adamın adını!”
   “Haklısın, ama onu bunca yıl amca yerine koydum ben… Babam hayattayken böyle bir şeyi aklının ucundan bile geçirmediğinden eminim. Babamın kendisine borçlanmasından sonra bunu düşünmeye başlamış olmalı. Aslına bakarsanız babam bana mektupta bunların hiçbirini yazmadı; sadece borçları yüzünden köydeki arsalarını satmak zorunda kaldığını söyledi. Bunlardan birinin evimizin arsası olduğunu ve borcunu ödediği kişinin de eski dostu Hasan olduğunu inanın ki bugün öğrendim!”
   “Emin ol bunu biz de yeni öğreniyoruz… Babamın köyden birilerine borçlandığını hepimiz biliyorduk ama evimizin arsasını Hasan’a satması ve ardından ölmesi… bu, kahretsin ki, kabul edilebilir bir şey değil! Yani, babamın ona arsayı sattığı doğru, değil mi?”  
   “Evet. Hasan doğruyu söylüyor. Bana babamızın imzaladığı resmi belgeleri gösterdi. Ama lütfen babamı size ihanet etmiş olarak görme. Hiçbiriniz bunu düşünmeyin. Belki de her şeyi açıklayacak zamanı bulamadı?”
   “Kadir Baba’ya bak sen,” diye kendi kendine konuştu Murat.
   “Bundan böyle onun yanında çalışmayacağım!” dedi Mehmet.
   “Hayır!” dedi Nilgün ve herkes ona baktı. O ana kadar sessizce Ece ile Mehmet arasındaki diyalogu dinlemekle yetinmişti, çünkü Mehmet zaten gereken her şeyi söylemişti; ama artık kardeşinin fikirleri kendi fikirlerinden farklılık göstermeye başladığından, araya girmesi gerekiyordu. “Okuldan ayrılmana, bir işte çalışıp eve para getirmen şartıyla izin vermiştim. Ama şimdi kahvedeki işinden ayrılacaksan, ya kendine hemen yeni bir iş bulacaksın ya da okula geri döneceksin.” O kadar hızlı konuşuyordu ki, ağzından tükürükler saçılıyordu. “Aslında aklımdan geçen ne, biliyor musun? Belki de en iyisi Hasan’ın bizi evden atması! En azından belki o zaman bu lanet olası evin sorunlarıyla uğraşmama gerek kalmaz!” Sözünü bitirir bitirmez, sert adımlarla, üstünden beyaz bir buhar tütmekte olan tencerenin başına gitti. Yemek hazırdı.
   Az sonra ise Ece, zarfın bıraktığı yerde olmadığını, tabaktaki son makarna kümesini çatalına dolarken fark edecekti.
 
DEVAM EDECEK...

Gecenin teslim alacağı iki kadın: Ece ve Nilgün. Yılın son gününde, 31 Aralık 2013'te yayımlanacak olan 11. bölüm için Bozbalık'ta kalmaya devam edin!

24 Aralık 2013 Salı

Ters Düz - 10. Bölüm Fragmanı

video
 
Gecenin teslim alacağı iki kadın: Ece ve Nilgün.
 
Kaldığınız yerden ters düz olmaya hazır mısınız? Aynı hafta içinde peş peşe yayımlanacak olan iki bölümü dizi tadında okumanız an meselesi! Gerilimin 10. ve 11. bölümlerle birlikte hızla tırmanacağını söylemek yanlış olmaz, hatta bundan önceki 9 bölümün ısınma turları olduğu bile itiraf edilebilir.
 
Olay örgüsünün her bölümle birlikte iyice karmaşıklaştığını biliyorsunuz. O yüzden pat diye söylüyorum. Ece hiç olmayacak bir insanla gecenin karanlığında bir araya gelecek: Nilgün'le.
 
Ve silahlar patlayacak.
 
Ama olaylar öyle bir noktaya gelecek ki kim katil kim kurban, kim avcı kim av bir an için her şey sır olarak kalacak. Kim bilir, belki de Ece'yi köyde istemeyen hiç kimsenin aklına bile getiremeyeceği biridir.
 
Sizi uyarıyorum: Sıkı tutunun. Benden söylemesi.
 
Not düşümü: Bu arada bu klipleri Gülhane Parkı'nda, cumartesi günü çektim ve az önce de fragman haline getirdim. Umarım beğenmişsinizdir. Tek kişilik çekimime ilişkin bol fotoğraflı bir "Kamera Arkası" yazısı yazmayı düşünüyorum; ne dersiniz, ilginizi çeker mi, okur musunuz?

16 Aralık 2013 Pazartesi

O esnada yaşanan diğer şeyler

O gün kar gibi beyaz olan Microsoft Word sayfasının karşısına geçmiş, Ters Düz'ün yeni bölümü için kaleme alacağım öyküyü düşünürken epey bir şey oldu. 

O gün kar gibi beyaz olan Microsoft Word sayfasının karşısına geçmiş, Ters Düz'ün yeni bölümü için kaleme alacağım öyküyü düşünürken epey bir şey oldu.
Üçüncü katta yenen bir öğle yemeğinde bir sosyolog birden bir kadın tanıdı ve ona aşık oldu. Beşinci katta hala uyumakta olan biri yatağından düşerek yeni güne sert bir “merhaba” dedi. Bodrum katındaki apartman görevlisi karanlıkta tuhaf bir şey gördüğünü sandı. Birinci katta yalnız yaşayan kadın geçen yıl ölen kocasının duvardaki siyah beyaz resmini çıkarıp onun yerine bir takvim astı. Yedinci katın sol tarafındaki evde uğursuz bir hayalet dolandı. Sekizinci katın sol tarafındaki evde oturan adam “Yeni kiracılar” diye düşündü. Onuncu kattaki çocuk televizyonun sesini biraz daha açtı. Hemen alt katındaki evde çayını yudumlamakta olan kadın, üst kattan gelen can sıkıcı şarkının cılız sesini duydu. Asansör üçüncü katla dördüncü kat arasındaki boşluğu çıkarken içindeki adam aynadaki solgun suratına baktı ve dünkü bu vakitte orada olmayan kırmızı bir leke gördü. Apartmanın hemen dışında bir taksi şoförü kendisini çağıran müşterinin hangi binadan çıkıp geleceğini sabırsızlıkla beklemeye başladı. Apartmanın diğer tarafında bir kadın kaybolan çocuğunun dönmesini endişeyle bekledi, bu geri dönüş için on üç yıl geçmesi gerekeceğini bilmiyordu. Yandaki terk edilmiş gibi görünen tek katlı eski ev aslında terk edilmemişti ve zorla oraya kapatılan bir kadının gömleği hiç tanımadığı bir adam tarafından çekiştirerek yırtıldı. Semtin biraz ilerisinde, şehrin başka bir köşesinde bir çocuk bakkaldan aldığı gazetenin kuponla ne hediye ettiğini görmek için gözlerini sayfada gezdirdi, az sonra cahil bir adamın sürdüğü kamyonetin altında kalıp ölecekti. Kamyonetin üç araç önündeki otomobili süren kadınsa sevdiği adamdan ayrılmanın verdiği hüzünle ağladı. Ağlayan kadının korna çaldığı dikkatsiz yaya, eve gidince izleyeceği dizinin verdiği sevinç nedeniyle acele etmesinin pişmanlığını yaşadı. Benim bunları yazdığım odadan kilometrelerce uzaktaki başka bir şehirdeyse, kişilik özellikleriyle ilgi alanları benimkine çok benzeyen ve hep tanışmak istediğim ruh ikizim buna benzer bir yazı yazarken “Acaba şu anda kilometrelerce uzaktaki başka bir şehirde, kişilik özellikleriyle ilgi alanları benimkine çok benzeyen ve hep tanışmak istediğim ruh ikizim de buna benzer bir yazı yazıyor mu?” diye düşündü.
Artık yazıma başlamam gerektiğini hatırlatırcasına beyaz ekranda yanıp sönmekte olan sabırsız imleç beni uyarırken, bulunduğum odanın beton duvarlarının ötesindeki sonsuz dünyada yaşanan karmaşayı bilmiyordum elbette. Sadece tahmin edebiliyordum. “Yazar tıkanması” dedikleri bu muydu? Biraz hava almak için dışarı çıkmalı, havayla birlikte bu ayın dergilerini de alıp yazıma başlamak için odama geri dönmeliydim. Ben de aynen öyle yaptım. Önce odamdan, sonra evimden, sonra da apartmanımdan dışarı çıktım. Dergileri almak için terk edilmiş gibi görünen tek katlı evin yanındaki markete gidiyordum. O sırada yanımdan geçen adam ben asansördeyken bir kadın öldürmüştü, ama bana öyle beklemediğim bir anda başıyla eğilerek nazik bir selam verdi ki, ben bu imajı ancak New York uçağına yetişmeye çalışan bir beyefendiye yakıştırdım. Hemen aynı şekilde karşılık verdim. Belki o da beni caddede yeni açılan kafeye giden tipik bir genç olarak görmüştü, ama aslında ben ondan ilham alan yetenekli bir gençtim. Haberi yoktu.

Nihayet dergilerimi aldım. Şimdi yeni bölümü yazmaya başlayabilirim. Ama ileride bir kamyonet bir çocuğa çarptı sanırım. Birileri polisi arasa iyi olacak.
*Bu da "Ters Düz - Kamera Arkası" dosyasının ilk yazısı olsun!
**10. ve 11. bölümde heyecan ve gerilimin dozu hiç düşmesin diye bölümler hafta sonu peş peşe yayımlanacak, tabii bölüm fragmanından sonra! Gözünüzü buradan ayırmayın!